29 Mayıs 2019 Çarşamba, 2003 kişi okudu
M.NAFİZ KOCA
BU MİLLETVEKİLLERİNE KUR’AN DİLİYLE VEYL OLSUN YAZIKLAR OLSUN!
'Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu, gelir de Adl-i İlahi Ömer'den sorar onu!'
 
İlk yola çıktıklarında başucu kitabı olarak benimsedikleri bu veciz cümleyi son yıllarda kendilerinden duymaya hasret kalsak da hatırlatalım istedik.
 
O ne günlerdi öyle, rüzgârı arkalarına almış estikçe esiyorlar, gürledikçe halkın desteğini alıyorlardı.
 
Çünkü halk bu tür cümlelere hasret kalmıştı.
 
Duyduklarında bir hoş oluyor, insanların içi içine sığmıyordu.
 
Düşünsenize; birileri çıkmış Ömer’in adaletinden bahsediyor ve Kurdun kapacağı koyunun hesabını bile Allah’ın kendilerinden soracağı bilinç ve şuurunda olduklarını anlatarak yüreklere su serpiyorlardı.
 
Düşünmesi bile olağanüstü bir güzellik, olağanüstü bir erdemlilikti.
 
Aradan yıllar geçti, neredeyse 20 yıl.
 
Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli ve koalisyonsuz hükümeti oldu.
 
Devlet de kendileriydi, hükümet de.
 
Bir çok güzelliklere imza attıklarını, bir çok hizmetleri insanlığa kazandırdıklarını inkar etmek kişinin kendisini inkar etmesi sayılır.
 
Ancak, 'Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu, gelir de Adl-i İlahi Ömer'den sorar onu!' konusuna gelince ne yazık ki sınıfta kaldılar.
 
Hem de telafisi mümkün olmayan notlarla.
 
Kenar-ı Dicle’de kurtlara kaptırdığımız koyunları geçtik.
 
İki ayaklı kansız iğrenç yaratıkların daha iki yaşını doldurmamış süt kokan sabileri nasıl kaptığını içimiz acıyarak izlediğimiz bu ülkede, o ne idüğü belli olmayan yaratıklarla aynı havayı solumaktan insanlığımızdan utanır hale geldik.
 
Kenar-ı Dicle’de koyuna sahip olunmadığı için koyunu kurda kaptırmanın hesabını nasıl vereceğini düşünen noktadan, daha süt kokan çocuğa dokunan kirli ellere gerekli cezayı verememe noktasına nasıl geldik anlamış değiliz.
 
Yazıyı okuyanlar, cezasız kalmaz yasal işlemler başlatıldı bile diyebilirler.
 
Yanılıyorlar, bu tür iğrenç yaratıklara Türk yasalarıyla verilecek ceza ödülden başka bir şey değildir.
 
Onun alacağı ceza en ağır halinden ele alırsak müebbet olur ki; bu da o iğrenç yaratığın devlet eliyle dört duvar arasında korunmaya alınıp besiye konulması demek olur ki; bu, onun için en büyük ödül sayılır.
 
Ekmek elden su gölden üstelik de yaptığı yanına kar kalarak geri kalan necis ömrünü devletin imkanlarıyla koruma altında geçirecektir.
 
Bu tür pisliklere bundan daha güzel bir ödül olamaz.
 
Onun için devlete hükümet edenlerin yeni Ecrin’lere içimiz acımadan, yeni yeni Ecrin’leri toprağa vermeden bir an önce Meclisi toplayıp mevcut yasalara yeniden düzenleme getirerek, bu tür kansızların önüne geçecek ve çocuklara dokunacak ellerin kırılıp döküleceği yasalar çıkarması gerekmektedir.
 
Sadece bunlarla alakalı değil, bu tür iğrençlikleri teşvik edici yayın ve davranışlarda bulunanları da aynı ölçüde cezalandıracak yasalara ihtiyacı var insanlığın.
 
Son günlerde sapkın zihniyet ürünü bir sapık tarafından “Zümrüt Apartmanı” isimli bir kitabın neşredildiğini duymayanımız kalmadı.
 
Bu kitapta henüz dişleri çıkmamış bir çocuğa yapılan cinsel muamele edebi bir dille anlatılarak basılıp dağıtıldı ne yazık ki bu ülkede.
 
Bu kitabın müellifi olan Abdullah Şevki ne kadar sapık, nasıl bir sapkın ruh haliyle bu kitabı yazıp çocukları istismar etmeyi özendirerek kendisini aşağılık duruma düşürmüşse o kitabın tashihini yapan redaktörlerinden basıp yayınevlerine gönderenlere kadar hepsi de aşağılık yaratıklardır.
 
Bu aşağılık yaratıkların sözde yazdıklarına izin verip piyasaya sürenler de en az onlar kadar aşağılık yaratıklardır.
 
Sadece Abdullah Şevki değil tabi ki; özellikle genç kesimin fenomeni olan sözde ünlü yazar Elif Şafak’ın da Pedofiliyi övdüğü eseri bu ülkede sayısız basılıp satıldı, hala sanal ortamda yayını devam etmekte.
 
Şafak’ın MAHREM isimli eser(!)ini okuyanlar hatırlayacak ve bana hak vereceklerdir.
 
Bir kadın olarak Elif Şafak gibi sözde aydın geçinenler bile pedofiliyi öven yazılar kaleme alabiliyorlarsa proje büyük demektir.
 
Dolayısıyla bu sözde yazar bozuntuları bu yazılarına rağmen cezasız kalırsa yeniden yüreklerimiz yanacak, yeniden; “biz ne ara böyle olduk?” diye dizlerimize daha çok vuracağız.
 
Yeniden yürek yangını yaşamayıp yeniden dizlerimizi dövmeden yasaların yeniden düzenlenmesi için, yürekli siyasetçilere ve duyarlı milletvekillerine ihtiyacı var bu ülkenin.
 
Bu yasal düzenlemenin ilk fitilini ateşleyen siyasetçinin Elazığ’dan çıkması bizleri fazlasıyla mutlu edecektir.
 
Onun için ilimizin, biri muhalefetten diğer dördü iktidardan olan milletvekillerimizden birinin ya da hepsinin yürekli bir çıkış yapmak suretiyle; meclise böyle bir önerge vererek bu yaratıkların en ağır cezayla cezalandırılmasını gerçekleştirecek yasal düzenleme için bir önerge vermelerini bekliyoruz.
 
Sayın Cumhurbaşkanı; “İdam konusu benim önüme getirilirse onaylarım” demişken bu olayların yaşandığı bu günlerde; “her şerde bir hayır vardır” nebevi sözünü gerçekleştirmeyen milletvekillerine kur’an diliyle veyl olsun, yazıklar olsun.
 
Okuyucu Yorumları
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
BU MİLLETVEKİLLERİNE KUR’AN DİLİYLE VEYL OLSUN YAZIKLAR OLSUN!