19 Haziran 2018 Salı, 2553 kişi okudu
BU BENİM SEÇİMİM
Ne çok seçim var bu aralar öyle değil mi?
 
Yok, Cumhur seçimi, yok vekil seçimi, muhtar seçimi, apartman yöneticisi seçimi derken, insanlar seçimlerle yatar kalkar olmuş. 
 
Peki ya ben!
Bunların hangisi umurumda ki?
Benim seçimim daha farklı.
Gitmek mi?
Kalmak mı?
Giderek aşağılık olmak mı?
Kalarak katilimi seçmek mi?
 
Hayranlıkla izlediğim internet dizilerinden birinde geçen repliği hatırladım. 
 
“Başkasına zarar veren utanmalıdır. Kendine zarar verenin utanılacak bir şeyi yoktur. Onun zaten derdi kendine yeter.”
Evet, işte tam da buydu.
 
“Benim derdim bana yeterdi.”
Benim derdim de derdimin sebebi de güzeldi.
Benim derdim seçimimdi. 
Benim derdim gidememekti...
Tabiki de;
 
Dünyanın en acımasız eylemiydi gitmek.
 
Gitmek dedim ve durdum, devam edemedim dünyanın en rezilce eylemine.
 
Kendimi martılarla bir tutamazdım. Benim kanatlarım yoktu. 
 
Düşerdim.
 
Yorulurdum.
 
Ve denizin kıyısında sessizce oturdum.
 
Gemiler bensiz gitsin n’olacak ki dedim.
 
Hâl bu ki;
 
Kaç kere farklı hislerle farklı yerlerde girdiğim savaşlarda yenilmiş;
 
Kaç kere düştüğümde kaldıracak birini bulamayınca...
 
Bulamayacağımı anlayınca kendi kendimi kaldırmıştım.
 
Kaç kere...
 
İşte bu sefer…
 
İşte şimdi olacak dediğim andan tam da bir saat sonra hiçbir şeyin değişmediğini anladığımda yıkılmış;
 
Kaç kere artık beni kimse kıramayacak dedikten sonra defalarca un ufak edilmiştim.
 
Ama yine de gidemezdim! 
 
Derdimin karşısında dimdik duramazsam, eğilmez sandığım bu boynumu işte o zaman eğerlerdi.
 
Bükülmez sandığım bileklerimi bükmeden kırarlar, susmayacak sandığım dilimi lâl ederler, kanmaz sandığım aklımı alıp giderlerdi.
 
Yanmaz sandığım ciğerimi yakar, ağlamaz dediğim gözümün pınarlarını kuruturlardı.
 
Hem her acının geçtiği bu dünyada zamandan münezzeh olan yaratıcı bizi zamana bağlı yaratır mıydı hiç.
Bu yüzden kaldım.
 
Seçimimle güçlüydüm!
 
Üzerime benzini döküp seçtiğimin eline vermiştim yanan kibriti.
 
Usluca ve usulca...
 
Hem ezelden beri, bu en aşağılık adıma en bilinçsizce harekete itirazım olmuştu.
 
Ben bir şehrin sokaklarında kaybolma arzusu ile güdümlenen ruhlardandım aslında.
 
Her şeyi bırakıp yola çıkmayı, hayatımı, yaşanmışlıklarımı, anılarımı bir çantaya sığdırabilmeyi, köksüzlüğü başarabilmeyi başaranlardan değildim.
 
Gururumu alt edecektim ve ahlak yasasına en aykırı eylemi yapmayacaktım.
 
Kalacaktım!
 
Hayır kabul edemiyorum!
 
O giden bencilleri de yakalamalı, sallandırmalıydı kent meydanında.
 
Bir gün gidilecekse bu gitmeler ölerek olmalıydı.
 
Hangi arama motoruna yazarsam yazayım anlamı ölüm olarak değmeliydi gözüme.
 
Bir gidenin arkasından beddua değil rahmet dilemeliydim sadece.
 
O yüzden; gitmeyecektim .
Durdum bir an.
Ve aldım ayaklarımın altından adımlarımı.
Sonra ağır aksak nefes alıp verdim.
Ama öyle ama böyle yaşıyorum.
Biliyorum artık;
Çiçekli şiirler yazamıyorum!
Kargaşa, dağınıklık, sanrı...
Neye sarılmalıydım?
Bir kaos gidiyordu anlamadığım.
 
Başını alıp gidenleri düşlerime dahil ettiğimden beri yüreğimi acıdan paklayamıyordum.
 
Affedemiyordum…
 
Bir daha uğramayan gemileri, hudutsuz hudutları, karanlık ormanı, bilgisiz bilgeleri...
 
Anlayamıyordum!
 
Gerçeklerin acımasız çokluğunu, inanamadığım inanışları...
 
Kahverengimsi bir düzeni, savaştaki çocukları ve soysuz kitapları...
 
Sevemiyordum!
 
Tek kendilerini, çokça kendilerini ve yalnızca kendilerini düşünen cimrileri, kibirlileri, safzadeleri...
 
Emindim!
 
En akıllıca, en şereflice seçim benim seçimimdi.
 
En onurlusu. 
 
O yalnızca katilimdi. En asilinden, en namuslusundan.
 
Beni kurban olarak seçmesi benim onurumdu. 
 
Belki de bu seçim benim devrimim belki de aydınlanma sürecimdi.
 
Belki bu yıkıcı bir süreçti.
 
Daha iyi ya da daha mutlu olmam ile bir ilgisi yoktu.
 
Hayatım, yazıp-çizdiklerim ve kimseye anlatamadıklarımın gözlerimde bıraktığı izlerdi. 
 
Öyle ki o kapılar belki bir daha açılmayacaktı.
 
Ama herkesin baktığı yerden bakıp herkesten farklı görecektim.
 
Bu seçim benim seçimimdi!
 
Tamamen sahteliğin un ufak olması, oyunlardan oluşan ön cephenin arkasını görmemdi. 
 
Doğru ve masum sandığım herşeyin kökünden yok edilmesiydi. 
 
Bu seçim gerçeklerim ve kazandığım büyük zaferimdi. 
 
Gücüm ve tekrar dirilişimdi.
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
BU BENİM SEÇİMİM