07 Kasım 2016 Pazartesi, 4013 kişi okudu
BOŞ DÜŞÜN DOLU KONUŞ
Her zaman gurur duyduğum soylu bir aileden geliyorum.
 
Entellektüel ve duygusal zeka seviyem bir hayli yüksek, iyi bir eğitim aldım ve haliyle iyi bir işim var.
 
Ağzım iyi laf yapar. Allah’ıma şükürler olsun ki uzun boylu ve yakışıklıyım da.
 
İyi giyinmekten ve havalı mekanlarda oturmaktan da hoşlanırım.
 
Az okumuş, dinlemiş ve izlemiş olsam da başlıklardan, film ve kitap özetlerinden ya da sağdan soldan duyduklarımdan doğru yanlış bir takım çıkarımlar yapar, biliyormuş gibi yapabilirim.
 
Temiz bir yüzüm ve düzgün diksiyonumun olduğunu söylerler. Önceleri bundan bir parça rahatsız bile olurdum doğrusu. Geçte olsa farkettim ki bu özelliklerimi insanları etkilemek ve kullanmak için de pekala kullanabilirmişim. İşte bunun için bir yandan süslü kelimelerle konuşurken bir yandan da hep gülümserim. İnsanlara gülümsemek ve onların bulunmaz hint kumaşı olduklarını kendilerine hissettirmek nelere kadirdir bilemezsiniz.
 
Arada şunu da belirtmem gerekiyor ki kelimeleri karşımdakinin meşrebine göre seçerim.
Temsili misal, mufazakar birinin söylediklerini onaylayıp onu yüceltirken ‘’Vallahi doğru buyurdunuz’’ der, modernite düşkünü olduğunu anladığımı diğerine ‘’Bittabi ki haklısınız’’ derim.
 
İnsanların gözlerinin içine bakarak konuşur, daha ziyade onları konuşturmaya çalışırım. Kimisi biraz kuşkulanır başlangıçta. Ben hiç çekinmeden ve arsızca, çoğu yalan, birazcık doğru, kendime dair türlü itiraflar ve  türlü hikayeler anlattımmı en aristokratı, en ketumu bile dayanamaz buna. Açarlar cümle kapılarını. Toplamaya başlarım ihtiyacım olanları. Ondan sonrası kolay. En gizli sırlarını ve zayıf yanlarını bulur, bir strateji belirler ve kullanırım tepe tepe, o pek muteber olduğundan emin olan şahısları.
 
Zavallıcıkları bu yolla gütmek ne hoştur bilemezsiniz.
 
Biriyle işim biterse selam dahi vermem. Görüşmek istediğinde türlü türlü bahaneler bulur ve hatta telefonlarına bile çıkmam. Kimi zavallılar bu kurnaz bahanelerime öyle kanarlar ki, bana yardımcı olmak, yükümü hafifletmek istediklerini bile dile getirirler.
 
O an kendimle gurur duyarım. Ama o andan sonra muhatabım, bitmiş bir kitaptır benim için. Kitaplığıma bile koymam. Direk ya ikinci el olarak satar ya da çöpe atarım. Ne satışı benim yaptığımı, ne de çöpe atanın ben olduğumu anlamazlar bile.
 
Başlanan işin nasıl neticelendirildiğinin hiçbir öneminin olmadığını tez zamanda öğrendim. Önemli olan onun nasıl pazarlandığı. Hiç alçak gönüllü olmayacağım bu konuda. En yetenekli olduğum konuların başında bu gelir. Gerisi lafügüzaf.
 
Pek tabii olarak, başarılı olan ve kazananın yanında yer almaya önem verir ve bunun için çabalarım. Şayet başarılı olan şahıs, vaktiyle ağıma düşürdüğüm biriyse, ipini elime geçirmişsem önceden, yeme de yanında yat. Ama bir tökezlemeye görsün, bir sendelesin. İlk durakta münasip yerine basarım tekmeyi. Ardından da demediğimi bırakmam haa! Nasıl olsa kullanılmaya müsait başka başarılar ve başarılı birilerini bulmak hiç de zor değildir benim için.
 
Çalışmak, çabalamak, üretmek konusunda ki temel felsefem şudur; Çevrede sağılacak bu kadar inek varken, yorulmaya ne hacet! Varsın onlar çalışıp yorulsunlar. Nasıl olsa hasadı bir şekilde toplamayı bilirim.
 
Memleket meseleleri mi dediniz? Bakın işte o benim işim değil. Herkes haddini bilmeli derim hep. O işlerle büyük vicdanlılar uğraşsın. Benim işim başka, memleket işleri başka!
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
BOŞ DÜŞÜN DOLU KONUŞ