24 Mayıs 2015 Pazar, 3571 kişi okudu
BÖLGEDE IŞİD SANTRANÇI
Bir hafta iç inde Irak’ta Ramadi, Suriye’de de Palmira şehirleri IŞİD’in kontrolüne geçti. Ramadi ile Palmira şehirlerinin düşüşü Musul’un düşüşü gibi dünyayı hayrete düşürdü ve akıllara bu garip terör örgütünün hareket biçimiyle ilgili birçok soru getirdi.
 
IŞİD Irak ve Suriye (Suriye topraklarının yarısı) de Türkiye, Suriye ve Ürdün’e komşu olduğu topraklarda hâkimiyet kurmuştur. Böylece Irak Suriye sınırları açısından Sykes Picot artık tarih oluyor ve Ortadoğu’da ulus-devlet dönemi filen kapanıyor.
 
Terör örgütü(DAEŞ)’ne bağlı güçler bölgede birçok cephede savaşıyor. Büyük bir devlete karşı savaşıyormuş veya Çin ordusuyla yarışan ABD ordusu gibi donanımlı bir orduyu andırıyor adeta. Yakın zamana kadar DAEŞ’in 20-30 bin militanından bahsediliyordu.
 
Peki, bu kadar “mütevazı” bir güce sahip olan örgüt nasıl oluyor da giderek genişliyor ve yöneldiği her yeri kontrolüne alıyor? Oysa mezkûr terör örgütünün bir yıla yakın bir zamandan beri ABD başkanlılığında oluşan uluslararası koalisyon güçleri tarafından gerçekleşen yoğun bombardıman altında olduğu hepimizce bilinmektedir.    
 
Birçok çatışmada Örgüt birkaç bini geçmeyen militanla sahaya çıkıyor, savunmalı yerleşim birimlerine rahatlıkla giriyor, modern ağır silahlarla donanımlı profesyonel askeri güçler önünden kaçıyor. Musul ve Ramadi ile Palmira düşüşlerinde bu durum açık şekilde görüldü.
 
Ramadi’yle ilgili olarak birçok Iraklı siyasetçi şehre karşı IŞİD tehlikesinden haber vererek, tedbir alınması hususunda halkı uyarmıştı. IŞİD’in Suriye deki militanlarından yaklaşık 9 binini Irak’a kaydırdığı, hedefinde al-Anbar bölgesinde sürdürmekte olduğu çarpışmayı güçlendirmek olduğu da bilinen bir gerçekti. Terör örgütü de her fırsatta Ramadi’ye ye karşı saldırıya geçeceğini açıkça dile getiriyordu. Örgüt yetkilileri Irak’ın Suriye’den farklı olduğunu ve kendileri için çok önemli olduğunu da defa eten açıklamışlardı. 
 
Anılan Terör Örgütü binlerce militanını Suriye’den Irak’a kaydırdı ve ABD başkanlığında devam eden hava operasyonlarına rağmen hiçbir engelle karşılaşmadı. Oysa Irak ve Suriye sınırı koalisyon güçleri tarafından yoğun bir izleme ve istihbarat operasyonlarına şahit oluyor. Buna rağmen, IŞİD Suriye’deki geniş bir alanı al-Fetih ordusu ile al-Nusra güçlerine bırakarak engelsiz bir biçimde Irak’a yöneldi.
 
Şayet Irak Merkezi hükümet ile al- Anbar bölgesindeki aşiret liderleri arasında fikir ve işbirliği olsaydı al-Anbar düşmezdi. Sünni aşiretler IŞİD’e karşı koymak için ta baştan beri Bağdat Merkezi hükümetinden silahlanmayı isteyip durdular. Aynı Sünni aşiretler, yaklaşık sekiz yıl kadar önce ABD güçlerinin yapamadığı, yine aynı bölgede al-Kaide terör örgütüne karşı savaşarak, al-Kaide güçlerini al-Anbar bölgesinden atamayı başarmış deneyimine sahipler.  
 
Ancak nedense bölgedeki Sünni aşiretlerin istekleri Başbakan Haydar al- İbadi hükümeti tarafından kale alınmadı. İbadi hükümeti ayrıca Şiilerin baskısıyla ABD kongresinin Amerikan silahlarının IŞİD terör örgütüne karşı koymaları için Kürt ve Sünni aşiretlere doğrudan verilmesi yönündeki kararına da karşı gelmiştir.
 
Merkezi hükümet ile bazı taraflar bu tutumu sürerken, diğer bir gurup Şii milislerle işbirliği içinde olup, hem İran tarafından hem de içerden Şii milislere silah ve lojistik destek vermektedir.
 
Bu ikili oynama, Irak’ın cesedini yemekte olan mezhepçilik ateşine daha çok benzin dökmekte, ötekileştirilen Sünnilerin tepkilerini daha da arttırmakta ve belki de birçoğunun IŞİD’in bölgede ilerlemesine ve göz yummalarına neden olmaktadır.
 
Irak’ta bugün genel kanaat şudur: Siyasi ve mezhepsel çekişmeler, korku ve gerilim sonucu ülkenin bölüneceği durumu adi vaka olarak görülmektedir. Bu bulanık fotoğraf gölgesinde Iraklılar arasında Ramadi’nin düşmesinin arkasındaki plan ve komplolarla ilgili olarak farklı seslerin yükselmesi normal sayılır.  
 
Hükümet yanlıları, Ramadi’nin düşmesini Sünni aşiretlerin, Başbakan İbadi’nin al-Anbar savaşına hazırlık amacıyla Şii milisleri savaşa çağırmasına bir tepki olarak, terör örgütü IŞİD’in Ramadi şehrine girmesine kolaylık sağladığını ileri sürmektedir.
 
Bir diğer gruba göre, İran’ın Irakta elde ettiği nüfuz IŞİD’in Irak’a girmesine ve ilerlemesine gerekçe hazırlamıştır. Diğer bir grup ise, Ramadi’nin düşmesi Irak’ın bölünmesi için bir prıjedir. Bu proje mezhepsel ayrışmayı daha da hızlandırır ve ülkenin üç federal devlete bölünmesine hizmet edecektir.
 
Sonuç itibariyle IŞİD bölgeye yönelik projesini uygulamaya devam ediyor. Irak’ta ilerliyor, Bağdat Hükümetini tehdit ediyor.
Suriye toprağının yarısını ele geçirmiş durumda olan IŞİD, Irak’a yönelmesiyle Suriye’deki sahayı şimdilik Beşşar rejimine karşı savaşmakta olan al-Fetih Ordusu ile al-Nusra güçlerine bırakmıştır. S.Arabistan ile Yemende son cami bombalama olaylarını IŞİD üstlenmiştir.
 
Bütün bu yaşanmakta olan gelişmeler karşısında insan, bölgenin Sünni-Şii çatışmasına doğru sürüklenmek istendiğini demekten kendini alamıyor.
 
Anlayacağımız, IŞİD’in bölgede satrancı devam ediyor, sonucunu hep beraber göreceğiz…
 
Okuyucu Yorumları
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
BÖLGEDE IŞİD SANTRANÇI