27 Kasım 2019 Çarşamba, 343 kişi okudu
KEREM SEÇER
BİZİM DİNDARLIĞIMIZ
 
Konuya kendimin yaşadığı bir Hikaye ile başlamak istiyorum, Hikaye ardından Bizim Dindarlığımızın Fotoğrafını çekmeye çalışacağım.                
 
Efendim Bundan on dört sene önce Kayın Biraderim yakalandığı amansız bir hastalık sonucu Hakkın rahmetine Ulaşmış, bir kaç gün kurulan taziye ardından bir akşam merhumun evinde tüm hısım akraba  bir araya gelmiştik. Hısım akrabanın değer verdiği medrese eğitimi görmüş bir mola efendi, toplanan kalabalığa camiden geçici olarak getirdikleri 99 luk tesbihleri dağıttıktan sonra dönüp cemaate  şu kadar estağfirullah, şu kadar Lailaheİlallah, şu kadar SübhanALLAH ve bihamdihi çekip hasıl olan sevabı merhumun ruhuna bağışlayacağız.
 
Bana tesbih verdiğinde  ben cevaben dedim ki, tesbihin ve vereceğin komutla yapılacak zikriniz sende kalsın, Ben kendi içimden dua ederim.
 
O an  mola efendi hiddetlendiysede  ben sessizliğimi koruyup kenarda oturdum bildiğim kadarı ile duamı ettim  virdleri ile onları başbaşa bırakıp virdleri bitince konuşalım dedim.
 
Derken virdleri biti dualarını yaptılar mevtaya bağışladılar..
Dönüp Molla efendiye dedim ki Hocam Ne olur  şu millete islamı öğretin, İslam adına  Uydurulmuş şeylerle  bu millete dini sevdireyim derken tamamen dinden edersiniz.
 
Bakın sizin Bu yaptığınızı En Basitinden bir İlmuhal bilgisi olan biri anlar ki mevtaya bir fayda sağlamaz.
Eğer gerçekten Merhuma ahirette bir fayda sağlanmasını istiyorsanız  bakın burada 30 dan fazla kişiyiz heremiz cebimizden 20 tl verelim merhumun hayrına fakir fukaraya eşi tarafından dağıtılsın.
 
Mola efendi tekrar hiddetlendi, Siz varya siz okuduğunuz iki türkçe kitapla  yeni bir Din Çıkardınız diyerek kendisini savunmaya kalkınca  orada bulunanlar da  bakışları ile Molayı destekliyor.
Ben aldırmadan devam ettim, İlmuhal eserinde İbadetlerin üçe ayrıldığından bahis eder.
1. Bedeni ibadetler. Kişinin kendi bedeni ile yaptığı ibadetlerdir, bunlar ancak yapan kişiye fayda sağlar, Namaz kılmak, kuran okumak, zikir (tesbihat ) çekmek gibi.
2. Mali İbadetler. Bunlar Hem yapan kişiye  hem yapılan kişiye fayda sağlar. Zekat-sadaka, fitre,infak gibi.
3. Hem Mali, Hem bedeni İbadetler,  bunlarda hem yapan kişiye hem yaptırılan kişiye fayda sağlar, Hac. Ümre gibi.
 
Görüldüğü gibi kişinin kendi bedeni ile yaptığı ibadet bir başkasına fayda sağlamadığı gibi ölmüş birine de fayda sağlamaz, fakat fayda sağlayacak olana da siz yanaşmıyorsunuz...
Homurdaşmalar aldı başını gitti, ben kalkıp evime  döndüm.
 
Biz  Zazalar'ın Taziyeleri  diğerlerine nazaran kalabalık olduğu gibi Molalar Hocalar şeyhler taziye süresince  eksilmezler.
Ertesi gün Molalar bir arada toplanmışlar kendi aralarında bir şeyler konuşuyorlar, vefat eden kaynımın ağa beyide yanlarında, 
 
Konu akşamki tartışmamızmış meğerse, içlerinde Arapça dil bilgisine  en iyi vakıf olan ve aynı zamanda alanı fıkıh olan bir mola, Onlara derki, Hiç boşuna konuşmayalım vallahi Kerem doğru söylüyor, Biz yıllarca Arapça kitaplar arasına saklandık millet bize mola seyda alim dedi ama Onun kadar dini anlamadığımızı kabul etmiyoruz. dediği gibi ibadetler 3 ayrılır, kişinin okuduğu kuran kıldığı namaz tuttuğu oruç çektiği zikir kendisinden başka kimseye fayda sağlamaz, bunu artık kabul edin  Türkçe tercüme edilen kaynak eserleri okuyanlar bizden iyi dini biliyor.
 
Tabi bunları bana akşam evde mola efendinin verdiği tesbihle virde katılan ve orada bana karşı tavır takınan kayın biraderim daha sonra anlattı.
 
Başımdan geçen bu hikaye gibi onlarca hikaye var. Hepsinde Ortak nokta  Güya Benim gibi düşünenler  Yeni bir Din çıkarmış oluyoruz. 
 
Şimdi Gelelim Fotoğrafı çekmeye.
 
Bir kez bizler yeni bir Din çıkarmadık,Bizlere anlatılan Çakma din'e karşı olduğumuz için karşı taraf hemen savunma mekanizmasını geliştirip Kendilerini haklı çıkarmak için sarıldıkları cümle Yeni bir din çıkardınız.
 
Onların Konuştuğu anlattığı din sadece bir kısım ritüelleri yerine getirilen Kulun ALLAH'a karşı kulluk vazifesinin gereği olan ibadetleri öncelemekten öte bişe değildir.
 
Bunu derken, Okuyucu kardeşlerim İbadetleri hafife alıyorum anlamı çıkarmasın,  Elbette Kulluk bilinci ancak İbadetleri yerine getirmekle mümkündür, Ancak İbadetler Kuluna İbadeti Emreden ALLAH azze ve cellenin Peygamber s.a.v. aracılığı ile  öğrettiği şekilde  ( Rekat-gün-adet ) olmalıdır.
 
Vahyin inzal sürecine dikkat eden her mümin/Mümine görecektir ki, Kulluk bilincini ifade eden İbadetler ( Namaz-Oruç-Hac ) hep Hicretin ardından  Medine döneminde Farz kılınmış,
 
Her ne kadar bazı alimler Namazın Hicret öncesi Miraç hadisesinde farz kılındığını söylemiş olsalarda, Beş vakit Namazı belirten Taha süresi 130 ayet hicretten sonra inzal olduğu konusunda cumhur ittifak halindedir
 
Mekke dönemi olan 13 yıla bakıldığında Kulluk bilincinin olmazsa olmazı, ALLAH'ı Birlemek olan Tevhid akidesi inşa edilmiştir.
 
Bu inşa edilen Tevhid Akidesine, Kula kulluk yoktur.
Tevhid Akidesinde, Komutlar eşliğinde, Tesbihat, Dua, Vird,zikir yoktur.
Tevhid Akidesinde, Nas olan yerde, içtihad ile amel yoktur.
Tevhid Akidesinde, Yapılacak her amelin Kur'an ve Sünnet de  Delili olmalıdır,
Tevhid Akidesinde, Mezhep,Meşrep,Tarikat, Fırka, Hizip, Cemaat farklılığı yoktur
Tevhid Akidesinde,Hiç bir beşerin sözü, görüşü,amel şekli, ALLAH ve RESULU s.a.v. in önüne alınmaz
Tevhid Akidesinde, son sözü Peygamber s.a.v. söyler.
Eğer ALLAH ve Resulu s.a.v. her hangi bir konuda bir şey söylemiş ise O alınır, diğer tüm görüşler atılır, Bu konuda İmam malik (rha) Her insanın sözü alınırda atılır da Şu kabirde yatanın ( Peygamber s.a.v. kabrini işaret ederek ) sözü asla. diyerek konuya açıklık getirmiştir.
 
Demek ki, Vahyin inzal olduğu zamanda ve süreçte  sahabe Tevhid akidesi ile ciddi inşa oldu ki, kendilerine Peygamber s.a.v. tarafından öğretilmeyen her tür amele karşı şiddetle karşı çıktılar. 
 
Bir örnek olarak,
 
“… Sabah namazından önce Abdullah b. Mes'ûd'un kapısının önünde otururduk. Çıktığında, onunla beraber mescide giderdik. Neyse (bir gün) Ebû Musa el-Eşarî yanımıza geldi ve;
 
"Ebû Abdirrahman (yani Abdullah b. Mesûd) şimdiye kadar yanınıza çıktı mı?" dedi.
 
"Hayır." dedik. O da bizimle beraber oturdu. Nihayet (Abdullah) çıktı. Çıkınca toptan ona ayağa kalktık. Sonra Ebû Musa ona şöyle dedi:
 
"Ebû Abdirrahman! Biraz önce mescitte yadırgadığım bir durum gördüm. Ama yine de Allah'a şükür, hayırdan başka bir şey görmüş değilim." (Abdullah)
 
"Nedir o?" diye sordu. O da;
 
"Yaşarsan birazdan göreceksin." dedi (ve) şöyle devam etti:
 
"Mescitte halkalar halinde oturmuş, namazı bekleyen bir topluluk gördüm. Her halkada (idareci) bir adam, (halkadakilerin) ellerinde de çakıl taşları var. (İdareci):
 
"Yüz defa Allahu ekber deyin." diyor, onlar da yüz defa Allahu Ekber diyorlar. Sonra, yüz defa Lâ İlahe İllallah, deyin diyor, onlar da yüz defa Lâ ilahe İllallah diyorlar. Yüz defa Sübhanallah deyin diyor, onlar da yüz defa Sübhanallah diyorlar." (Abdullah b. Mes'ûd);
 
"Peki onlara ne dedin?" dedi. "Senin görüşünü bekleyerek” -veya "senin emrini bekleyerek"- onlara bir şey söylemedim." dedi. Dedi ki;
 
"Onlara kötülüklerini sayıp (hesap etmelerini) emretseydin ve (bununla) iyiliklerinden hiçbir şeyin zayi edilmeyeceğine dair onlara güvence verseydin ya!" dedi. Sonra gitti, biz de onunla beraber gittik. Nihayet o, bu halkalardan birine geldi, başlarında durdu ve şöyle dedi:
 
"Bu, yaptığınızı gördüğüm nedir?" Dediler ki;
 
"Ebû Abdirrahman! (Bunlar) çakıl taşları. Onlarla Allahu Ekber, Lâ ilahe İllallah ve Sübhanallah deyişleri sayıyoruz." (Bunun üzerine Abdullah b. Mes'ûd) dedi ki;
 
"Artık kötülüklerinizi sayıp (hesab edin)! Ben, iyiliklerinizden hiçbir şeyin zayi edilmeyeceğine kefilim. Yazıklar olsun size! Ey Ümmet-i Muhammed, ne çabuk helak oldunuz! Peygamberinizin salallahu aleyhi ve sellem şu sahabesi (içinizde hâlâ) bolca bulunmakta. İşte onun elbiseleri, (henüz) eskimemiş; kabları, (henüz) kırılmamış. Canım elinde olan (Allah'a) yemin olsun ki, sizler kesinlikle (ya) Muhammed'in dininden daha doğru yolda olan bir din üzerindesiniz -ki bu imkânsızdır- veya bir sapıklık kapısı açmaktasınız." Onlar;
 
"Vallahi, Ebû Abdirrahman, biz, başka bir şey değil, sadece hayrı (elde etmeyi) istedik." dediler. (O da) şöyle karşılık verdi;
"Hayrı (elde etmek) isteyen niceleri vardır ki onu hiç elde edemeyeceklerdir. Resûlullah salallahu aleyhi ve sellem bize haber vermişti ki; Kur'an'ı okuyacak olan bir topluluğun (bu okuyuşları sadece dilde kalacak), onların köprücük kemiklerini ileriye geçmeyecek. Vallahi, bilmiyorum, belki onların çoğu sizdendir." Sonra (Abdullah) onlardan yüz çevirdi.
 
(Amr b. Yahya'nın dedesi) Amr b. Selime, bundan sonra şöyle dedi:
 
“Bu halkalardaki (insanların) tamamını, en-Nehrevân olayında, haricîlerin yanında bize karşı vuruşurken gördük.” (Darimi, Mukaddime, 23)
Bu rivayeti özet olarak Taberâni de rivayet etmiştir. (Mecmau'z-Zevaid, 1/181)
Rivayetteki Peygamberimize ait olan kısım ise başka kaynaklarda da geçmektedir. (bk. Müslim, Müsâfirîn, 275; İbn Mâce, Mukaddime, 12; Ahmed b. Hanbel, 1/380, 404).
 
İbni mesudun  Mekke döneminde Tevhid akidesi ile inşa olup, Fakih, Muhaddis ve Müfessir bir sahabe olarak Komutla zikir çekilmesine şiddetle karşı çıkması, Tevhid Akidesinden mahrum sadece Dini Amel olarak gören sufizm ile kıyaslandığında  Bizim Dindarlığımızın Fotoğrafını ele vermiş oluyor.
 
O nedenledir ki Sahabenin Tevhid Akidesi ile inşa olmaları Onlar için zerre kadar bir yanlış uygulamaya  müsahama  göstermeyerek O yanlış ile canları pahasına mücadele ettiklerine  şahidiz.
 
Fakat sufizmin istila ettiği Çakma bir din bir kısım amelleri ön plana çıkarıp onları yaldızlı cümlelerle  anlatmaya çalışırken, 
O amellerin hakikatte karşı olduğu. Faiz,zina,eşcinsellik,livata, rüşvet,adam kayırma,kamu malını talan etme,eşlerini beceyiş etme,zina evleri açılmasına, her tür müskiratların aleni işlenmesine,makam sahiplerinin devlete ait jet-uçak-son model araçlarla zina etmeye gitmesine, kafirleri dost edinme v.s. v.s gibi binlerce konuda sessizliğe bürünüp, oturdukları köşelerinde ellerine aldıkları tesbihler ile mevtaları cehennem azabından kurtarmaya çalışmaları, Mevtanın ardından iskat törenleri yapmak, mevlitler tertiplemek, para karşılığı hatimler indirip definler yaparak cemiyet içerisinde Dindar Alim-mola-seyda -şeyh-diye geçinmelerine karşı olduğumuz için Kalkıp bize Yeni bir din çıkardınız demeleri, Bizim dindarlığımızın fotoğrafıdır. 
 
Ben Bu Dindarların Çakma dininden Değilim. zira bilrim ve iman ederim ki Rabbim;
 
"Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah´ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye tâbi olmaz, yalandan başka söz de söylemezler."
( Enam/116 )
 
Rabbim bizi her zaman Tek din İslam'ın emrettiği hakkın peşinde koşan, Onu tutup yücelten ve Son nefese kadar hakkı söyleyen kullarından eylesin. 
 
Çakma din ihdas edenler ve İktidar yalaması ve yalakası olarak dalkavukça yaşamaktansa, , Din Garip geldi Garip gidecek diye buyuran Peygamber s.a.v. belirttiği gariplerin sesi olmak için mücadeleye devam...
 
selam ve dua ile. 
 
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
BİZİM DİNDARLIĞIMIZ