22 Aralık 2017 Cuma, 315 kişi okudu
Birliğin verdiği mesaj
21 Aralık gecesi, Amerika yönetimi için en uzun geceydi.
 
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, tarihi itibariyle ABD’ye rağmen önemli bir karara imza attı.
 
ABD’nin siyasi çıkar amaçlı gündeme taşıdığı Kudüs’ün İsrail’in başkenti olmasına yönelik yaptığı açıklamanın, haksız ve yersiz bir söylem olduğu, BM eliyle gerekçelendirildi.
 
Bu gerekçenin oluşumunda, elbette Türkiye’nin etkin ve aktif siyasi tavrının da hakkını teslim etmek gerekir.
 
İslam İşbirliği Teşkilatı öncülüğünde yayımlanan İstanbul Bildirisi ve onun akabinde uluslararası alanda yürütülen kararlı ve etkin tutum ve söylemlerin karşılığı olduğunu görmek, memnuniyet verici bir sonuçtur.  
 
Bu yaşananlar, ABD yönetimi açısından siyasi bir kayıptır.
 
ÇünküBM’de oylamaya 172 ülkenin katılıp, 128 ülke tarafından Trump’ın Kudüs çıkışının haksız olduğunu onaylanması, ayrıca 9 ret ve 35 çekimser oya rağmen çoğunluğun desteğiyleTrump başkanlığında ABD yönetimine önemli mesajlarverildiği görüldü.
 
Örneğin, Trump ve ekibinin öncesinde, oylamaya katılan ülkelere yönelik tehdit ve şantaja başvurması, ABD yönetimini küçük düşüren bir yöntem oldu.
 
Maddi ve lojistik destek vermeyeceği yönünde tehdit mesajlarına rağmen,ABD hiçte memnunolmayacağı bir tepkiyle karşılaştı. 
 
ABD’nin bu katı ve yanlış siyasi hamlesi hiçte umduğu gibi sonuçlanmadı; bilakis, o küçük gördüğü ve her defasında maddi ve teknolojik gücüyle ezmeye çalıştığı ülkelerin bir araya gelmesini sağladı.
 
Yani, tehditler havada buharlaştı, yerini birlikte hareket eden ülkelerden yükselen sese bıraktı.
 
O da Trump’un Müslümanları hiçe sayan katı tutumunun haksız ve gereksiz olduğu yönündeydi. 
 
Bu yükselen ses, hak ve insan temelli bir çağrının dışavurumuydu.
 
Ezilenlerin, ezenlere karşı yükselen sesiydi.
 
Siyasi anlamda BM Genel Kurulu’nda alınan bu kararın bağlayıcılığı olmadığı ifade edilebilir.
 
Ama burada, siyasi çıkara, haksızlığa, tehdide vb. durumlara karşı verilen ortak bir mesaj vardır.
 
Bu mesajın anlamını iyi okumak gerekir.
 
Güce, paraya, çıkara dayalı siyasi politikaların tıkandığını görmek gerekir.
 
Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “bu tablo Trump yönetimi için hezimettir” deyişiyle, aslında ABD yönetimin bu tabloda yer alan ülkelere karşı kurduğu egemen anlayışın hezimete uğradığını göstermektedir. 
 
Bir yaptırım kararı olmayabilir, ama ABD’ye karşı önemli bir karardır.
 
Çünkü 1998 yılından beri ABD masasında duran Kudüs’ün İsrail’in başkenti olma tasarısı, Trump eliyle başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
 
Elbette Amerika bu başarısızlığı nasıl sindirir, ülkelere ne gibi yaptırımlar uygular, yaşayarak göreceğiz.
 
Ama şundan eminiz, o da Amerikamaddi çıkarlarını korumaktan vazgeçmeyecektir.
 
Silah ve mühimmat yardımı yaptığı ülkeler var.
 
Özellikle, Afrika ülkeleri. 
 
Ne dersiniz, Amerika’nın bu ülkelere silah yardımı yapmadığını bir düşünsenize.
 
Savaştan, karışıklıktan, kandan beslenen silah şirketlerinin halini.
 
O nedenle, Trump her ne kadar yardımı keserim tarzında tehdirvarı bir dil kullanmış olsa da, Amerikan’ın çıkarı gereği bu yardımlar yapılmaya devam edilecektir.
 
Elbette BM kararı Trump’a büyük oranda prestij kaybettirdi.
 
Bana göre, ABD yönetimi bu noktada, önemli bir rol oynadı.
 
Çünkü bugüne kadar 98’den beri masada duran Kudüs tasarısı Trump döneminde, ABD yönetimi ve Yahudi lobileri desteğiyle uygulandı.
 
Siyasette tesadüflere yer yok, mantığıyla düşününce, acaba ne oldu da, Trump bu kararı uyguladı.
 
Dur bakalım, zaman ne gösterecek, yaşayarak deneyimleyeceğiz.
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Birliğin verdiği mesaj