02 Aralık 2017 Cumartesi, 749 kişi okudu
BİR KADIN BİR ERKEK
Yeni evli çift, balayı için kendi özel otomobilleriyle yola koyuldu.
 
Bu uzun yolda hem hoşça vakit geçirecekler hem de birbirlerini tanımaya çalışacaklardı.
 
Zira evleneli daha birkaç gün olmuştu ve uzunca bir flört dönemleri olmadığı için de birbirilerini yeterince iyi tanımıyorlardı.
 
Farklı kültürlerin bir araya getirdiği bu evlilik, bir haftalık tatille taçlanacak, ilişki güçlenecek ve bir anlam kazanacaktı.
 
Ercan bir sigara yaktı.
 
-Şu sigarana da alışamadım gitti, dedi, Nazan
 
-Özür dilerim hayatım, diyerek camı açtı delikanlı. Sonrasında devam etti:
 
-Sigarama karışma, ne olur. Elimde değil, bırakamıyorum.
 
-İlk çıktığımız zamanlarda bana bundan hiç bahsetmemiştin, yanımda da hiç içmemiştin, hatırlıyor musun?
 
-Seni kaybetmek istemediğim için olabilir mi, diyerek gülümsedi delikanlı.
 
-Şimdi o ihtimal ortadan kalktı, öyle mi, diyerek bozuldu genç kadın.
 
-Hayır, hayatım onu demek istemedim.
 
Üniversite yıllarından kalma bir alışkanlık bu.
 
Elimde olan bir şey değil. Kaç kez bırakmayı denedim ama yapamadım.
 
-İstenince yapılamayacak şey yoktur Ercan.
 
-Biliyorum hayatım.
 
Sana söz bir kez daha deneyeceğim. Sen sıkma canını. Kaçırma tadımızı, ne olur.
-Ben mi kaçırıyorum tadını?
 
 Ercan sinirle dudaklarını sıktı. İçinden sabır çekti. 
 
-Hayatım, ne oluyor, neden bu kadar gerginsin?
 
-Bir şey olduğu yok, gergin falan da değilim.
 
Sadece hassasiyetlerimin önemsenmediğini görmek canımı sıkıyor.
 
-Bitanem, hassasiyet dediğin benim sigara alışkanlığım mı?
 
Yapma, ne olur.
 
Bazı şeyler “ha” deyince de olmuyor ki. Biraz sabır, biraz özveri, biraz mücadele azmi gerektirir.
 
-Sende bunların kaçı var acaba, diyerek bir kez daha çıkıştı genç kadın.
 
Ercan bir kez daha sabır çekti.
 
Sigarasını bitirmeden camdan dışarı attı.
 
Oto spreyi sıkıp içeride biriken duman kokusunu da kendince gidermeye çalıştı. 
 
Bir müddet sessizlik oldu.
 
Sessizliği delikanlı bozdu:
 
-Hadi, asma suratını hayatım, deyip eşinin elini tuttu.
 
Birkaç kez arka arkaya öptü.
 
Nazan biraz yatışmıştı. 
 
-Aşkım, senin için, kendim için, ileride doğacak çocuğumuza daha güzel bir gelecek sağlamak için sigarayı bırakmanı istemem suç mu?
 
-Tabi ki değil hayatım.
 
Dedim ya, deneyeceğim bırakmayı.
 
Sen üzme tatlı canını.
 
Bu arada delikanlının cep telefonuna mesaj geldi.
 
Ercan araç kullandığı için eşinden rica etti telefona gelen mesaja bakmasını.
 
-Kimmiş?
 
-Kim olacak, tabi ki annen
 
. Dikkatli git. Hız yapma, acele etme, diyor.
 
-Cevap yazsana hayatım. Merak etmesin kadıncağız.
 
Nazan oflaya puflaya cevap yazıp gönderdi.
 
Sonrasında:
 
-Sabahtan beri bu üçüncü mesajı.
 
Küçük bir çocuk gibi, sürekli çeşitli ikazlarda bulunuyor, bu da hiç hoş değil, dedi suratını asarak.
 
-Anne yüreği hayatım, diyerek geçiştirmeye çalıştı delikanlı, sinirlerini belli ettirmemeye çalışarak.
 
-32 yaşına geldin.
 
Büyüdüğünü ne zaman kabullenecek acaba?  
 
Bunun üzerine Ercan bir sigara daha yaktı.
 
“Allah’ım sen bana sabır ver” dedi içinden.
 
Tam bu sırada Nazan’ın annesi aradı.
 
Konuşma bittikten sonra Ercan:
 
-Anne yüreği hiçbir şeye benzemiyor gördüğün gibi, değil mi hayatım, dedi.
 
-Kadınla erkeğin duyguları farklıdır.
 
Bir annenin kızını merak etmesi, bir erkeğin oğlunu merak etmesinden önde gelir, dedi kendince meseleye nokta koyarak.
 
-Duygunun kadını erkeği mi olur hayatım?
 
Henüz bir hafta bile olmayan evliliklerinde bu tarz tartışmalar yaşamalarını, birbirlerini tanıma sürecine bağladıkları için, tartışmayı kendi içlerinde büyütmemişlerdi ama neredeyse açılan her konunun tartışmaya yol açması, özellikle Ercan cephesinde can sıkıcı bir hal almaya başlamıştı.
 
İlk defa o an bu evliliği yapmakla doğru yapıp yapmadığını sordu kendine.
 
Kafasında bir yığın soru beynini kemirip duruyordu.
 
Nazan’ın memnuniyetsiz tavrı giderek sinir bozucu bir hal alıyordu.
 
Ne yapsa, ne etse kadını memnun edemiyordu.
 
Nazan’ı yatağa davet ederken bile bir yığın şaklabanlıklar yapmak zorunda kalmasına da artık tahammül etmekte zorlanıyordu.
 
Oysa ki, yeni evliydiler ve duyguları zirvede yaşamak için sınırların ve engellerin olmaması, varsa da bunların ortadan kaldırılması gerekiyordu ama…
 
-inşallah gideceğimiz otel konforlu ve rahattır, diyerek oluşan birkaç dakikalık sessizliği bozarak konuyu değiştirdi genç kadın. 
Ercan duygularından silkinerek:
-Merak etme sorun olacağını sanmıyorum.
 
Ben internetten araştırdım.
 
Okuyucu yorumlarına da baktım.
 
Güzel bir yer.
 
Gidenler memnun kalmışlar.
 
Şimdiden bunu sorun etme.
 
Daha yolumuz uzun, dedi eşini rahatlatmaya çalışarak.
 
- Babamın dediği yere gitseydik keşke.
 
-Ne fark eder hayatım?
 
-Söz konusu babam olunca, anlayamadığım bir soğukluk seziyorum sende.
 
-Ne ilgisi var hayatım.
 
-Çok ilgisi var, diyerek sesini yükseltti genç kadın. 
 
Delikanlı bu çıkışa bozuldu. İçindeki sabır pınarı kurumuştu artık.
 
Ne kadar yapıcı cümleler kursa, karşılığı trip ve hakaretvari sözlerle kendisine bir bumerang gibi geri dönüyordu.
 
Daha fazla dayanamadı: 
 
-Deminden beri anneme bir araba laf ettin, bir şey demedim.
 
Yola çıktığımızdan beri sürekli bir memnuniyetsizlik sergiliyorsun, görmezden geldim. 5 gündür evliyiz.
 
Bu süre zarfında bile beni çıldırtmak için elinden geleni yaptın.
 
Benimle sevişmeye bile seni zorla götürüyorum ya daha ötesi var mı?
 
Nedir senin derdin anlayamıyorum.
 
Kafana silah mı dayadım benimle evlenmen için.
 
Seninle bir ömür nasıl geçer hiç bilmiyorum.
 
Kafamda bir yığın soru.
 
Çıldıracak gibi oluyorum, yeter ya, yeter, diyerek patladı, delikanlı.
 
-Lanet olsun seninle evlendiğim güne.
 
Durdur arabayı, durdur diyorum sana, diyerek tüm gücüyle bağırmaya başladı genç kadın.
 
İş çığırından çıkmıştı.
 
Beddualar, hakaretler, küfürler havada uçuşuyordu. 
 
Ercan bir taraftan arabayı kullanmaya devam ediyor, diğer taraftan da eşine ağzına geleni sıralıyordu.
 
Karşı taraftan da karşılığını fazlasıyla alıyordu.
 
Yükselen tansiyon, gerilen sinirler, sarf edilen ağır sözler her ikisi için de birer kurşundan farksızdı.
 
Her iki taraf da eteğindeki taşları bir bir döküyordu.
 
Birkaç dakikalık bu gerginlik, delikanlıyı adeta bir uçurumun kenarına kadar getirmişti.
 
Hiçbir şeyi gözü görmüyordu artık.
 
Ne ailesi, ne evliliği, ne işi, ne genç yaşamı, ne de hayatın her şeye rağmen yaşanabilirliği onun için bir anlam ifade etmiyordu artık.
 
Ne olacaksa olsundu.
 
Bütün gücüyle bağırarak sonuna kadar gaza yüklendi ve son sürat önündeki kamyonun altına girdi. 
 
Basından…
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
BİR KADIN BİR ERKEK