12 Ocak 2018 Cuma, 818 kişi okudu
SEDAT YASAK
BAHÇELİ’NİN DURUŞU
Devlet Bahçeli’nin başkanlık seçimine yönelik açıklamaları son günlerin en çok konuşulan konularından biriydi.
 
Televizyonlardaki açık oturumlardan tutun da, gazetelerin köşe sayfalarına kadar, Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a başkanlık seçiminde vereceği destek konuşuldu.
 
İşi abartanlar olduğu kadar, bu desteği haklı bulanlar da oldu.
 
Özellikle CHP’de kullanılan üslup çok sertti.
 
Bahçeli’nin miadını doldurduğunu, bu işi bırakıp artık köşesine çekilme vaktinin geldiğini belirtmekten çekinmeyenler, daha da ileri gidip, Bahçeli’nin akıl sağlığıyla ilgili çeşitli göndermelerde bulundular.
 
15 Temmuz darbe girişiminden sonra ülkede oynanan oyunun farkına varan Bahçeli, hükümete ve Erdoğan’a olan desteğini her fırsatta tekrarlayarak, asıl olanın ülkenin bekası olduğu gerçeğinden hareketle birçok insanın sempatisini kazandı.
 
Ama kendi tabanından da sert eleştiriler aldı.
 
Bu eleştirileri önemsemeyen Bahçeli, önemli bir duruş sergileyerek bu konudaki tutumunu da, eleştirilere kulak tıkayarak, net bir biçimde ortaya koydu.
 
Parti gurup toplantılarında, MHP’ye gönül verenlere bu durumu izah ederken, son derece yapıcı cümleler seçmesinin yanında, akılcı saptamalarla da bu dik duruşunun ayrıntılarını partililere anlatarak onların gönüllerini almasını bildi. 
 
Ben iktidar olayım da, ülkenin ne hali varsa görsün, mantığıyla hareket etmediği için, aldığı eleştirileri önemsemedi.
 
Ülkenin selametinin her şeyden değerli olduğu vurgusunda bulunmasına rağmen, bazı çevreler onu, zaman zaman hakaret yağmuruna bile tuttu.
 
Ak Parti’yi destekleyecekseniz, MHP niye var? diyen CHP’ye, Siz HDP’yle ortak hareket ederken biz CHP’ye ne gerek var, dedik mi diyen MHP’liler, onlara en güzel cevabı verseler de, CHP bu ortaklığı içine hiç sindiremedi.
 
Her fırsatta partinin ağır topları medya aracılığıyla bu polemiği ağızlarına sakız etmekten çekinmediler.  
 
Süleyman Özışık bu konuyu köşesine taşıyarak ilginç değerlendirmelerde bulundu. Sizlere o yazıdan bazı cümleler aktarayım:
 
“İktidar karşıtı anketçiler, gazeteciler, akademisyenler TV ekranlarında ‘Bu iktidardan nasıl kurtuluruz.
 
MHP ile AK Parti ne yaşanırsa ayrışırlar?’ diye tezler, anti tezler ve teoriler paylaşırken sorun yok da, MHP ile AK Parti birlikte hareket edince sorun var, öyle mi?
 
MHP lideri Bahçeli birileri gibi olayları demokrasi kılıfına sokarak teröristlere, darbecilere ve hainlere siyasi avukatlık yapmıyor.
 
Safını açık bir şekilde belli ediyor. Sizin karın ağrınızın nedeni bu!
 
Muhalefeti, Engin Altay'ın dediği gibi yapmıyor, ‘İktidar dünyanın en güzel işini de yapsa bizim işimiz onu eleştirmek ve kötülemektir’  demiyor.
 
Muhalefeti ülkenin istikbali, milletin ikbali için yapıyor. 
 
Hadi itiraf edin!
 
Şu an eleştirdiğiniz adam 7 Haziran'da Kılıçdaroğlu'nun kendisine önerdiği siyasi rüşveti kabul edip, Başbakanlık koltuğuna oturmuş olsaydı, şu an sizin için baş tacı olacaktı!
 
Kılıçdaroğlu Başbakan yardımcısı, HDP'li terörist yardakçıları Bakan olsaydı, şu an tam da sizin istediğiniz demokrasi gelmiş olacaktı ama olmadı işte!”
 
Üslup biraz sert olsa da, yazının satır aralarını irdelediğimizde önemli ayrıntıların olduğunu görüyoruz.
 
2001 krizinde koalisyon ortağı olan Bahçeli, ülkede yaşanan vurgundan sonra ciddi bir özeleştiri yapmış görünüyor.
 
Ülkenin bekasını iktidarda olmaya yeğleyen bu oluşumun yaptığı bu özeleştirinin bir benzerinin de CHP tarafından yapılmasını isterdik. 
 
Onların bu ülkenin geleceğini çok önemsedikleri yok. Varsa yoksa iktidar olma hayalleriyle yanıp tutuşuyorlar ama bu kafayla giderlerse, bu özlem içlerinde daha uzun yıllar kalmaya devam edecek gibi görünüyor.
 
15 Temmuz ihanetinden sonra bazı şeylerin özellikle muhalefet cephesinde değişebileceği ihtimali herkes gibi, beni de heyecanlandırmıştı.
 
Ama bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda, demokrasi diyerek gırtlaklarını yırtanlar, arka arkaya kaybettikleri seçimlere rağmen, hala -koltuk sevdasıyla- bulundukları yerleri işgal etmeye devam ediyorlar. Kabullenmesi zor olanı da bu…
 
Etrafımızda bu kadar çok düşman varken, kendi içimizdeki barışı ve huzuru sağlamamız gerekirken, siyasal hırsla iktidar olmak için, her yol mubahtır anlayışıyla hareket edilmesinin kimseye bir fayda sağlamayacağı ortadadır. 
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
BAHÇELİ’NİN DURUŞU