29 Kasım 2017 Çarşamba, 4189 kişi okudu
ARTIK MÜBAREK ETMEYİN
 
Otomatiğe bağlamış gibi toplu mesaj seçeneğine dokunup çerçeveli, süslü, resimli içinde ne yazdığını gönderenin bile okumadığı Cuma, kandil, bayram, hicrî yılbaşı, aşura mesajları atınca Cuma'nız Bayramınız veya kandiliniz daha mı mübarek oluyor?
 
Bedava SMS paketi olmasa böyle yapar mıydın?
 
Ne kadar çok mesaj yollarsan o kadar sevabın mı artıyor?
 
Madem niyetin halisane; ara hem sesimi duy hem de hal hatır sorarak hasbıhal eyle…
 
Sevincin varsa paylaş, ben neşeliysem ortak ol...
 
Ziyaret etmen mümkünse gel, hem halleş hem 'mübarek olsun' de.
 
Aynı odada, yan yana masada çalışanlar bile mübarekleşme mesajları atıyor.
 
İçten bir duayla değil de mesajla mübarek olacaksa  eğer MÜBAREK OLMASIN!
 
Sevap kazanayım, hatır gönül alayım derken aslında kimlere ve neye hizmet ettiğimizi sanırım hepimiz biliyoruz.
 
Bu mübarek günlerin her anının, her dakikasının bize Allah’ın bir lütfu olduğunu da biliyoruz.
 
Eeee peki bu densizlik de neyin nesi!
 
Bu günlerde sevdiklerimize dua etsek, ölmüşlerimize de yaşayanlarımıza da iki tesbih çeksek daha kârlı olmaz mıyız?
Yanlış mı diyorum.
 
Şahsen ben sizden bunu talep ediyorum.
 
Hele ki Milletvekillerim, Belediye Başkanım mesela size hiç gönül koymam hiç küsmem.
 
Siz de üzülmeyin tasalanmayın: Acaba bu bayram veya bu kandil Melike’ye mesaj yollamadım Melike bana küstü mü demeyin.
 
Valla hiç küsmem.
 
Hazır o koltuktayken başka şeylerle uğraşsanız beni daha mutlu edersiniz.
 
Üzülerek söylüyorum hepsini okumadan siliyorum.
 
Bana, şehrime, öyle iyilikler yapın ki mesaj atmayı düşündüğünüz o kıymetli günlerde size dua edeyim.
 
Vah ki ne vah!
 
Ne hale geldik!
 
Büyük üstat acıyı ne de güzel sığdırmış aslında tek cümleye;
 
"Bize bir nazar oldu, Cumamız Pazar oldu.
 
Ne olduysa hep bize, azar azar oldu..."
*
Black Friday! Saçmalığı ile Cuma’mıza hakaret ediyorlar! Gün geçmiyor ki her hangi bir değerimizle alay edilmesin.
 
Bizler de pek tabi ki Şehitlerimizi yad etmek ve düşmana kızmak hakaret etmek istiyoruz.
 
Ama ne acı ki onlarla güreşimizi onların arenasında yapmaya çalışıyoruz.
 
Ya da mecburuz.
 
Mübarek günlerimiz olur, bayramlarımız olur, sevinçli anlarımız olur kutlamak istiyoruz.
 
Kendimize, milletimize ait bir sosyal ağ bulamıyoruz ve bunları yaparken yine onları kapitalizmin kralları haline getiriyoruz .
*
Her zaman ecdadımızla övünüp dururuz.
 
Böyle büyüktü, şöyle azametliydi, böyle kudretli, böyle iman doluydu diye.
 
Tabi ki öyleydi tabi ki övüneceğiz.
 
Fakat şu da var ki; bana kızsanız da söylemeden edemeyeceğim “geçmişe mazi derler.”  
 
Biz geçmişle övünüp dururken, şimdimiz yani neslimiz ellerimizin arasından kayıp gidiyor da farkında bile değiliz.
 
Şimdimizi kaybederken yarınımızı da kaybeder olduk.
 
Cümlelerimin konuyla alakası ne derseniz; bizim kendi atımızı koşturacağımız bir parkurumuz bile yok.
 
Teknoloji çağındayız ve bunun için bir sermayemiz, bir atılımımız yok.
 
Kendi maneviyatımızı doyurmaya çalışırken bile onlara hizmet etmekteyiz.
 
Bunları neden mi söylüyorum?
 
İşte bu nedenin azıcık da olsa cevabını vereyim:
 
Facebook, Instagram, WhatsApp‘ın kurucusu ve CIO’su olan Mark Zuckerberg olduğunu hepimiz biliyoruz değil mi?
 
Zuckerberg’in Yahudi bir aileden gelme olduğunu da.
 
Şimdiye kadar Ateist olduğunu iddia eden ama bir türlü karar veremeyip son zamanlarda Yahudilik, Budizm ve Hristiyanlık arasında sek sek oynayan hangisini seçsem diye ondan ona zıplayan kararsız bir yaratık.
 
Neyse benim derdim renk körü olan Zuckerberg ‘le değil.
 
Benim derdim bizimle.
 
Farkında mıyız?
 
Telefonlarımızdaki bazı işaretler; sublüminal mesaj dedikleri bilinçaltına yerleştirilen algılar ile benzerlik göstermektedir ve maksatlıdır.
 
Örnek; Satanizm sembolü; Victory yani yahudilerin Zafer işareti.
 
Hristiyanların dua etme şekli.
 
Budizmde selamlaşma.
 
Cadılar bayramındaki uğursuzluğun sembolü.
 
Yahudilerin Profesörlüğünün işareti…
 
Birleşik krallığın büyüklüğünün ve Kraliçe'nin üstünlüğünün ifadesi...
 
Hrıstiyanlıktaki melek sembolü.
 
Gibi yüzlercesi.
 
Onlar inançları gereği kendi düsturlarını dünyaya yayarken bunu insanlara kabullendirmek, benimsetmek veya bilinçaltımıza yerleştirmek ile meşgul olurken; bizler de bilmeden onların davasına hizmet etmeyelim.
 
Bize sunulan; iyi-kötü her şeyde İman feraseti ile uyanık, Müslümanlık vakârı ile de seçici olalım lütfen.
 
Her yaptığımıza, her yediğimize, her giydiğimizin üzerindeki desenlere dikkat edelim.
 
Onlar, BİZİM DİKKATSİZLİĞİMİZLE BESLENİYORLAR.
 
Mesela;
 
İsrail Telaviv'de basılan News isimli gazetenin bir baskısında;
 
"İsrail'de din işleri uzmanı Henri Luiz şu açıklamaları yapmış;
 
“Bizim gece gündüz WhatsApp üzerinden İslamı Müslümanların gözünde küçük düşürmek için ciddi bir şekilde çalışan yardımcılarımız vardır.”
 
Deyip devam ediyor.
 
Biz Arapça, Türkçe, Hintçe, Farsça ve dünyada Müslümanların konuştuğu bütün dillerde beyanatlarda bulunuruz.
 
Bu mesajlarda Kuran'dan gerçek ayetler hadis-i şerifler ve Müslüman din alimlerinin gerçek sözlerini yazar sonunda da bu mesajı en az 10 kişiye gönder deriz.
 
Şayet bu mesajı en az 10 kişiye gönderirsen 15 dakika içerisinde bir mucize göreceksin, bu konu tecrübeyle sabit ve kesindir deriz.
 
Özellikle zamanı kısa bir zaman için sınırlarız ki Müslüman ne bir mucize ne de  hiçbir şeyin olmadığını görsün.
 
Ve anlasın ki Kuran, Hadisler ve din alimlerinin söylediği şeyler sadece hurafeden ibaret.
 
Hepsi aldatma, hepsi serapmış desin.
 
Böylece zaman zaman bu tarz mesajları tekrar tekrar göndeririz.
 
Bu tekrar neticesinde Müslümanların imanını zayıflatırız.
 
Bu şekilde Müslümanların akidelerinde sarsıntı meydana getirerek onları dinlerinde hayal kırıklığına uğratırız.
 
Artık anlarlar ki dinleri onlara aldatma ve seraptan başka bir şey vermiyor.
 
İşte bu şekilde Müslümanları kontrol altına alabiliriz.
*
Lütfen artık bu kıymetli günlerimizi bu saçmalıklarla heba etmeyelim.
 
Böyle yaparak düşmanlarımızın ekmeklerine yağı sürmekle kalmayıp ilaveten de üzerine bal sürdüğümüzü bilelim.
 
Uyanalım!
Okuyucu Yorumları
Haberler
ARTIK MÜBAREK ETMEYİN