23 Şubat 2017 Perşembe, 5491 kişi okudu
Anlamlar Endişeler ve Kararlar…
““Birşeyin ne anlama geldiğini değiştirmek, vereceğiniz kararları değiştirecektir. UNUTMAYIN Kİ hayatta hiçbirşeyin, sizin verdiğiniz anlamdan başka bir anlamı yoktur. Bu yüzden, bilinçli olarak, kendinize seçtiğiniz kaderle uyumlu olan anlamları seçip yükleyin.”
 
Anthony ROBBİNS
 
Duygular yoğun. Zihinler karışık.
Yarına dair iyimserlik ve kötümserlik arasına sıkışmış bir kararsızlık durumu göze çarpıyor. Hapishaneler dolu. Kütüphaneler her zaman ki gibi bomboş. Hastanelerde bitmeyen bir yoğunluk hali. İşsizlik giderek artarken, düşüyor mutluluk endeksi ve refah seviyesi. Birbirimize güvenimiz döviz kuru gibi bir aşağıya düşüyor bir yukarıda. Endişelerimiz kışın doğalgaz faturası gibi yazın yakıt fiyatı gibi sürekli artıyor. Haber Bültenleri dizi setlerine dönüşmüş. İktidar- Muhalefet iki cephe, Başkent’ten sokaklara kadar sızmış vaziyette.İki sözcük arasına sıkıştırılmış bir toplum Ya evet, Ya hayır. Ya da YA SABIR… Yarına çıkmanın garantisi millet için yok; siyasetçiler ise 2023, 2071 rüyalarını anlatıyor. 
 
Durun Allah aşkına. Hatırlarsanız güvercin ve örümcek -olması gereken anda-Hira’ya çekilmenin hemen ardında Allah Resulüne koştu. Hatırlarsanız Hz. İbrahim’e (A.s) ateş kurulduğu anda karınca suyu taşıdı. Unutmayın ki Kâbe’ye yaklaşınca Ebrehe’nin ordusu helak oldu.  
 
16 Nisan ne hayırcının ne de evetçilerin sorguya çekileceği bir hesap değil. Allah dilerse olur, dilemezse zaten hiçbir şey mümkün değil…Unutmayın ki hepimiz Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın çocuklarıyız. Birbirimizi katletmek zorunda değiliz. Bütün yeryüzü yetecek kadar hepimize ancak pay edilirken sorun çıkarmış birileri. Birileri Gökdelende sürerken manzaranın keyfini diğerleri bir sel felaketinde yitiriyor gecekondu evlerini. Kimisi sayısız tapu bırakırken ardında kimisi sade bir can teslim etmekte…
 
Sabredin kimseye benzemek zorunda değilsiniz. Kimseyi değiştirmeye mecbur değilsiniz. 15 Nisan gününe kadar işinize, ailenize, çevrenize, eşinize, dostunuza sarılın. Yatırımcı istihdam için birşeyler yapsın. Öğretmenler iyi çocuklar, gençler yetiştirmek için uğraşsın, Yazarlar öykülerini tamamlasın, Müzisyen şarkılarını söylesin. Rektörler gelecek nesiller için, mezun olacak gençler için strateji geliştirsin. Dansçılar dans etsin. İşçiler işyerlerini daha iyi hale getirmek için uğraşıversin. Futbolcu oyununu oynasın. Belediye görevlileri parkları, bahçeleri korusun. Doktor hastasıyla ilgilensin, İmamlar cemaate yoğunlaşıp siyasete bulaşmasın. Üniversiteler bilgi üretsin. Sanayi, teşvik ve hibelerden yararlansın. Çiftçi toprakla haşır neşir olsun. Balıkçılar ağları bıraksın suya. Aşçı yapsın yemeğini. Mezarcı kazsın mezarı. Hemşire kucağına versin çocuğu. Nüfus memuru ölüyü de diriyi de geçsin kayıtlara. Millet çekilsin bir meydanlardan,şu gündüz vakti. Mesaiden kaçıp bayraklarla koşmasın alanlara. Hem bir ülkeyi sevmek birilerinin peşinden koşmak değil ki. Birileri ile fotoğraf çektirip sosyal medyada poz vermekte neyin nesi. 
 
Zamanınızı, sermayenizi, işinizi kontrol altına alın. Başkalarının insafına bırakmayın. Her gün dönüşmek zorunda değilsiniz, değişim sadece insana özgü değil her şey değişmekte zaten. İklimler, teknolojiler, mekânlar, karakterler, tercihler… 16 Nisan Sabahı düşünün bütün bunları. Boş zaman yoktur, boşa geçen zamanlar vardır. Yaşamlarınızı başkalarının zevklerine teslim etmeyin, çünkü bir başka hayat şansımız yok. 
 
Herkes bir gemide olduğumuzu söylüyor, batarsak hep beraber; kurtulursak yine birlikte kurtulacağız. O gemi hangi limanda henüz belli değil.  Demokraside mi? Şeriatta mı? Başkanlıkta mı? Cumhuriyette mi? Dalkavukluk ehliyeti mi yoksa dürüstlük mü bizi boğacak. Yalanlarla mı çıkacağız karaya yoksa doğrulukla mı? İsyan etmek mi kurtaracak İtaat mi? Artık bütün bunlara kafa yormayı bırakın isterseniz.  İnsan gibi her birimizin şu soruyu sorma vakti geldi kendisine. Başkalarının mutluluğu için ne yapabiliriz? Çocuklarımıza iyi bir dünyayı nasıl sunabiliriz? Dünyanın neresinde olursa olsun; Savaşlara, yağmalara, cinayetlere, yoksulluğa, zulme, haksızlığa, eşitsizliğe nasıl karşı durabiliriz.?
 
El- Alim : Her şeyi çok iyi bilen, hakkıyla bilen. Cenab-ı Hak buyuruyor: “Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir.”  (Tâ-Hâ, 7)
 
“Onlar bilmiyorlar mı ki, elbette Allah, onların gizli tuttuklarını da, fısıldaştıklarını da biliyor. Gerçekten Allah, gaybın bilgisine sahip olandır.” (Tevbe, 78)
 
 
 
 
 
 
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Anlamlar Endişeler ve Kararlar…