07 Kasım 2019 Perşembe, 712 kişi okudu
SEDAT YASAK
ALACAKAYA’NIN DEĞİŞMEYEN TALİHİ
Alacakaya’nın makus talihi pek değişeceğe benzemiyor. Gittikçe kabuğuna çekilen ve yalnızlaşan ilçe, köy olmaya doğru emin adımlarla ilerliyor.
 
Krom ve mermer yataklarının zenginliğiyle ulusal medyada en zengin ilçe sorularına konu olan Alacakaya, şimdilerde can çekişen bir hasta gibi, ilçe olmak için nüfusunu korumaya, varlığını devam ettirmeye çalışıyor.
 
Son nüfus sayımında 3100 olarak tabelalara kaydedilmesine rağmen, şimdilere bu sayının 2000 – 2500 civarında seyretmesi, tehlikenin boyutlarını da gözler önüne sermeye yetiyor. Özellikle ilçe nüfusu göç vermeye devam ediyor.
Baltaşı ve Çataklı Köylerinin bile gerisine düşmeye başlamasının kaygısını içten içe hisseden ilçe, derin bir sessizliğe gömülmüş durumda…
 
Birçok iş adamı, eğitimci, müdür, üst düzey yönetici, avukat, doktor, politikacı çıkaran bu şirin ilçe, şimdilerde yalnızları ve kaderine terk edilmişleri oynuyor. Seksenli ve doksanlı yılların o curcunalı yerleşim yerinden eser yok... 
 
İlçedeki kamu kurumları bile sınırlı personelle ilçeye hizmet vermeye çalışıyor. Haftanın belirli günlerindeki bu hizmetler, böyle giderse ilçeden tamamen kaldırılacağa benziyor. Kaygı, korku da bu yönde…
 
İlçede ciddi anlamda konut sıkıntısı yaşandığı için, gelen memurlar ilçede kalmıyor, kalamıyor. Kendi araçları ya da toplu taşıma araçlarıyla her gün ilçe ile Elazığ arasında mekik dokuyorlar.  
 
İlçede kalamayan memurlar ve taşımalı eğitimle ortaokul ve lisede okuyan öğrencilerin akşamları köylerine dönmeleri, ilçedeki esnafı da olumsuz yönde etkiliyor. Dönmeyen para, ilçe ekonomisinin de ciddi anlamda zarar görmesine neden oluyor. Akşamları sessiz ve sakin bir köy konumuna bürünüyor Alacakaya…
 
İlçede hastane yok. Bu konu sürekli gündeme getirilmesine rağmen somut adımlar atılamadı. Halk tedavi olmak için Elazığ’a ya da Diyarbakır’a gitmek durumunda kalıyor. Yazın neyse de, kışın dünyayla bağlantısı kesilen ilçe halkının, tedavi olmak için yollarda verdiği mücadeleyi bilenler iyi bilir…
 
Özellikle dışarıda yaşayan Alacakayalı vatandaşların çabası ve gayretiyle ilçeye alınarak bağışlanan cenaze aracı, fazla söze gerek bırakmıyor… 
 
Mermer ocaklarının kapanması ya da faaliyetlerine kısıtlı devam etmeleri, burada çalışan pek çok vatandaşı işsiz bıraktığı gibi, onları farklı arayışlara itti. Bu da ilçeden ayrılışların artmasına neden oldu, oluyor.  Kalan bir avuç ilçe halkının da büyük beklentileri yok. Bu beklentilerin karşılanmayacağını biliyorlar çünkü…
 
İlçede sık sık içme suyu kesintileri yaşanıyor. Oysaki, Alacakaya suyuyla meşhur bir yerleşim yeriydi. İni Pil, İni şoni, Encoz, Yunus Dere, Çır Sıpi… bölgenin önemli su kaynaklarından sadece birkaçıydı…
 
Köy halkının geçim kaynağı olan hayvancılık ve tarım da, ekonomik zorluklar ve ilgilenecek kimselerin olmayışı nedeniyle, ciddi anlamda yara almış görünüyor.
 
Şıra üzümünün en yaygın olarak yetiştirildiği yerlerden biri olmasına rağmen, yıllardır şıra üzümünü doyasıya yiyen bile neredeyse yok gibi. Kaldı ki, bu üzümden yapılan cevizli sucuk, kesme, pekmez, helva, pestil gibi bağ bozumu etkinlikleriyse, unutulmaya yüz tutmuş kültürel bir etkinlik olarak kaldı...
 
Politikacıların seçimden seçime hatırladıkları bir yer olması ise, belki de hepsinden acı… Bir başka acı ise, bu kadar eksikliğe ve sıkıntıya rağmen, politikacıların arkasından koşan, onlara toz kondurmayan ve ne yaptıklarını anlamakta zorluk çektiğimiz kraldan çok kralcıların varlığı…
 
Ahmet Kutsi Tecer’in o meşhur şiirinin akıllarda kalan dizeleri, şimdilerde Alacakaya için söyleniyor sanki:
 
“Orda bir köy var uzakta, 
 
Gezmesek de tozmasak da
 
 O köy bizim köyümüzdür…”
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
ALACAKAYA’NIN DEĞİŞMEYEN TALİHİ