08 Mart 2015 Pazar, 2025 kişi okudu
AĞIR KONULAR 1 YENİ TÜRKİYE
'Yeni Türkiye' tamlaması önümüzdeki süreçte kronik sorunumuzun yanında en çok duyacağımız tamlamaya benziyor. Benim en büyük sorun diye gördüğüm şeylerden en önceliklisi; Yeni Türkiyenin getirdiği götürdüğü artısı eksisindense sorun bu tamlamayı ağzına alan nerdeyse herkesin ya buna methiyeler dizerek göklere çıkarması, yada yerin dibine sokmak için adeta savaş veriyor olması.
 
Hesaplaşma mı , Yüzleşme mi ? Buna bir karar vermek gerekirse verilecek kararın bu ikisinden biri olduğu algısı var. Yanılgı demek daha doğru olur tabiki. Ne yazık ki bu algı aydınlarımızın, gazetecilerimizin, fikir adamlarımızın beklemediğimiz refleksleri, tavırları söylemleri sonucu oluşuyor. Eleştiri ; anlama ve anlamlandırma sürecidir, yani birlikte öğrenmedir.
 
Eleştiri eğitiminden ziyade eleştiri terbiyesi almış insanlar önce dinleyip sonra ; 'siz şunu söylediniz değil mi' diye sorarlar.Çünkü amaç doğru anlamak ve doğru anlamlandırmaktır. Bir inşa sürecindeyiz, ve Yeni Türkiyenin inşasında öncelikli ihtiyaçlarımızdan biri bu kanımca. 
 
Türkiye,  Yeni Türkiyeyse eskisi ne peki ? Sürecin başında zihinlerin berraklaşması adına anlatılması gereken bir kaç sorudan biri de bu. Yani yeni birşey inşa ediliyorsa neyin yerine, neden kurulduğu insanlara iyi anlatılmalıdır. 
 
Cumhuriyetin üzerine kurulduğu iki temel ilke Türkçülük ve Laiklikti. Bugünkü temel sorunlara yol açan şeyin de bu ilkelerin, özellikle Cumhuriyetin kuruluş dönemindeki uygulanış şekilleri olduğu görüşü kuvvet kazanıyor günümüz farklı entelijansiyalarda.
 
Cumhuriyetçi reflekslerimizi bir kenara bırakıp bu yıkımların kimler üzerinde, hangi toplumlarda yaşandığına bakmamız dahi gerçeği daha iyi görmemizi sağlayacaktır. Söz gelimi 'Laiklik'  Kürt ekstremlerinin! dillendirdiği gibi yalnızca muhafazakar Kürt toplumu üzerinde yıkıma yol açmamıştır. Davutoğlu'nun sıkça dillendirdiği Torosların eteklerinde gizlice Kur'an öğrenen toplumun Kürtlükle hiçbir alakası yoktur zira.
 
Gece dersini tekrar yapan bir Kur'an öğrencisinin gündüz devletinin mektepine gidip geceki tekrarından kazandığı bir alışkanlıkla okumaya 'Bismillahirrahmanirahim' ile başladığı için öğretmeninin vereceği tepkiden duyduğu korku endişe kaygı o çocuğun bugünkü çocuğunun bile bilincinde olacaktı.
 
Çünkü buna göre yetişecekti ve insan olmanın verdiği haklılıkla bunu yaşayacak ve yaşatmaya çalışacaktı. Yine sıkça dillendirilen bir başka örnek; Cumhuriyetin sıkıntılı dönemlerinde devlete yapılan uçak yardımında topladığı yardım paralarıyla devlete bir uçak yardımı da bulunan İskiliple özdeşleşen İskilipli Atıf Hoca.
 
İskilip iki isimle anılır; Türk aydınlanma hareketinde çok önemli bir yer tutan Eyüboğlu ailesine mensup ; Bedri Rahmi Eyüboğlu, ve İskilipli Atıf Hoca. Atıf Hocanın malum sonu Cumhuriyetin temel ilkesi laikliğin uygulanış şeklinin toplumda yol açtığı yıkımlara iyi bir örnek malesef. 
 
Hem Türk toplumunda hem Kürt toplumunda yıkımlara yol açan bu uygulamarın; Yeni Türkiyenin inşacılarının eki Türkiyenin uygulamarını 'halka rağmen'likle tanımlamalarını haklı kılıyor. 
 
Sonuçta acılar kolay yazılıyor, kolay anlatılıyor belki ama hiç de kolay yaşanmıyor. Bu hükümetin en büyük kozu da gerek seçmenini gerek diğer tabanları bu bilinçte olduğuna inandırmış olması.
 
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
AĞIR KONULAR 1 YENİ TÜRKİYE