15 Temmuz 2019 Pazartesi, 740 kişi okudu
SEDAT YASAK
50 TL’NİN ARKA YÜZÜ
Bugün 50 TL'nin arka yüzünde bir Türk kadınının resmi var. Fatma Aliye Topuz… Hiç düşündünüz mü kimdir bu kadın? 
 
Fatma Aliye, 9 Ekim 1862’de İstanbul’da Tarihçi bir babanın kızı olarak dünyaya geldi. Zamanının koşullarına göre şanslı bir evde doğmuştu aslında. Ancak O, kendi geleceğini aklı ve çalışkanlığıyla şekillendirecekti.
 
Meraklıydı. Eve gelen misafirlerin sohbetlerini dinliyor, herkesten bir şeyler kapmaya çalışıyordu. Babası Fatma Aliye’nin bu çabasını görmezden gelemedi ve onu destekledi. 
 
Fransızcaya olan merakı her geçen gün artıyordu. Çok geçmeden bu dili ana hatlarıyla öğrendi. Ancak henüz 17 yaşında gencecik bir kızken, kolağası Faik Beyle evlendi. Bu evlilikten dört kızı oldu.
 
Kızlarını da kendisi gibi hırslı ve çalışkan olmayı, kadınların isterse birçok şeyi yapabileceğini öğreterek büyüttü.
Öyle ki, nesilden nesile aşılayacağı bu düşüncenin sonucunda torunu tiyatro ve sinema oyuncusu olacaktı. Bu kadın ünlü oyuncu Suna Selen’di.
 
Fatma Aliye artık evli bir kadındı, ancak hala bir şeyler öğrenmek için yanıp tutuşan bir kız çocuğuydu. 
 
Kitaplar… İşte onların yeri bambaşkaydı. Elinden geldiğince okuyordu, her şeyi okumaya, kendini geliştirmeye çalışıyordu.
 
Bir süre sonra ondaki bu okuma merakı eşi tarafından engellendi. Faik Bey artık eşinin okumasını istemiyordu.
 
Yıllarca süren bu yasak, zamanın insafsız ellerinde eridi ve yıllar sonra kalktı. İşte bu yeni gelişme, Fatma Aliye’nin hayatında kitapların yasağını kaldırmakla kalmadı. O, artık kitap da tercüme edecekti.
 
Kocasından çıkan izinle Fatma Aliye ilk kez 1889’da Georges Ohnet’in Volonte romanını ''Meram'' adıyla tercüme etti. 
 
Bu tercüme Ahmed Mithat Efendi’nin de dikkatini çekti. Ünlü yazar ‘’Meram’’ı Tercüman-ı Hakikat gazetesinde övgü dolu sözlerle anlattı. Ayrıca Fatma Aliye’yi manevi kızı olarak kabul etti.
 
Sadece tercüme yapmakla yetinmedi. İyiden iyiye kitap çalışmalarına da başladı. Ahmed Mithat Efendi ile yazdıkları ‘’Hayal ve Hakikat’’ romanı Fatma Aliye’nin ilk kitap deneyimi oldu. Roman, kadın ve erkek ayrı ayrı olmak üzere iki kalemde anlatılıyordu. 
 
Fatma Aliye ve Ahmed Mithat Efendi artık mükemmel bir ikili olmuşlardı. Romanın ardından ikili uzun bir süre mektuplaştı. Bu mektuplar daha sonra Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayınlandı.
 
Fatma Aliye nihayet 1892’de ‘’Muhadarat’’ adını verdiği ilk romanını bu kez kendi adıyla yayınladı. Romanının konusu bir kadının ilk aşkını unutamayacağı inancını çürütmek üzerineydi. Bu romanın başarısıyla, ‘’İlk Kadın Romancı’’ ünvanını alacaktı
 
Ardından 1899’da ‘’Udi’’yi yayınladı. Bu roman da görev için gittiği Halep’te bir kadın udinin tanık olduğu yaşamını anlatıyordu ve çok ses getirdi.
 
Verdiği tüm eserlerin odak noktasında kadın vardı. Evlilik, aşk, uyum, birbirini tanıyarak evlenme gibi konular romanlarında sık sık görülüyordu. ‘’Udi’’den sonra ‘’Ref’et’’, ‘’Enin’’ ve ‘’Levayih-i Hayat’’ı yazdı.
 
Romanlarında yarattığı kadın kahramanlar hayal dünyasında adeta dans ediyordu. Hepsi de kendi parasını kazanan, bir birey olmak isteyen ve erkeğe ihtiyaç duymak zorunda olmayan özgür ruhlu kadınlardı.
 
Fatma Aliye, hayatı boyunca ‘’kadın’’ sözcüğünü hayatının merkezinde tuttu. Edebi eser vermek elbette başarısı için önemliydi, ama içinde bir sosyal sorumluluk duygusu taşıyordu. Kadınların sorunlarını kendi sorunları bildi ve bu sorunları anlatan eserler de verdi.
 
Kadınlara Mahsus Gazete’de kadın sorunlarını ele alan makaleler yayınladı. Geleneksel görüşünden ayrılmadan kadın haklarını savunmayı ve İslamiyette kadının yerini anlatmayı kendine görev edindi.
 
Yaşamı boyunca kadın ve erkeğin eşit olduğunu savundu. Ona göre kadın da erkek de aynı eğitimden geçebilmeli, kadın da erkek kadar hayatın içinde söz sahibi olabilmeliydi. Bir erkek birden fazla kadınla evlenemezdi ve boşanma söz konusu olduğunda kadının da söz hakkı kesinlikle olmalıydı.
 
Fatma Aliye, döneminde yazdıklarıyla ve düşünceleriyle ünlü bir kadındı. 1893’te Ahmed Mithat Efendi’nin yazdığı ‘’Bir Osmanlı Kadın Yazarın Doğuşu” ile ünü daha da arttı. Çünkü bu kitap Ahmed Mithat Efendi tarafından Fatma Aliye’yi anlatmak üzere kaleme alınmıştı ve öğrenme tutkusuyla yanıp tutuşan Fatma Aliye’nin kendisini anlattığı mektuplarını da içeriyordu.
 
1914’te yazdığı ‘’Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı’’ ise Fatma Aliye’nin son romanıydı. 
 
II. Meşrutiyet zamanına kadar kayda değer bir şöhreti olsa da, zamanla unutuldu. Halbuki İlk Türk Kadın Romancı unvanıyla Avrupa ve Amerika basınında adından söz ettirmişti.
 
Fatma Aliye, eserlerinde Fatma Aliye Hanım adını kullanırken 1934’te Soyadı Kanunu ile ‘’Topuz’’ soyadını aldı ve 13 Temmuz 1936’da da hayatını kaybetti.
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
50 TL’NİN ARKA YÜZÜ